Is This England?
Big Fish.
Teyzen.
Bu gün kantinde gördüğün ayran içen tonton teyzeye gidip onun ne kadar sevimli göründüğünü,onu hiç tanımamama rağmen ne kadar iyi bir insan olduğunu söyleyebilecek kadar anlamsız bir medeni cesareti kendimde görüp onunla konuşsaydım; o da tüm gününü anlamsız bir mutlulukla geçirip eve gidince çocuklarına ya da kocasına beni anlatıp anlamsız mutluluklar silsilesini onlara aşılayabilirdi.Olmadı,yapamadık.
Datlu Dil.
If you love me, I'll make you a star in my universe.
You'll never have to go to work.
You'll spend everyday, shining your light my way.''
TR
Evinin kadını çocuklarının anası olacaksın;
Elini soğuk sudan sıcak suya sokmayacaksın.
Eyy göğnümün sultanı gel bana bazı bazı!! ''
Come Back Home.
Çok şey yaşayıp hiç birşey yaşamamış gibi hissetmektense;hiç birşey yaşamayıp çok şey hissetmenin verdiği o enfes cazibeyle yudumlarken ayranlarımızı bir de bakmışız ki ayrı kalmışız.Lakin quaresmatik tavırlarımızdan ödün vermeden gırgızistandan gelip na bu torpaklara varmışız.Aloha!
İyi Aile Çocuğu Ben.
Şirinleri Koruma Besleyip Büyütme Derneği'nin onursal başkanlığını yapan ben, verdiğim basın demecinde iyi bir aile çocuğunun gün içinde neler yapabileceğine dair bir açıklama yapıyor: Evde biten yumuşatıcının farkına varıp yeni bir tane almaya gidişimde bana eşlik eden flip flop terliklerim ve çilekli milkshake'ime teşekkürü bir borç bilen ben,yumuşatıcının kokusuna karar vermek için yaklaşık kırkbeş dakika ayırabiliyor.Kinetik enerjisini televizyon karşısında çekirdek çitleyerek potansiyel enerjiye dönüştüren o ben, Beyaz şovda Kibariye'yi izleyebiliyor hatta dinleyebiliyor; lakin hangisinin daha tehlikeli bir eylem olduğuna karar veremiyor.Tüm bunları yaparken an ve an dünya kupası sıçabilme tehlikesi yaşıyor.Hep kendinden bahsedecek kadar megolaman olmayan bu ben,rutinlerinde önemli rol oynayan insanları unutmamakla birlikte onlara memetalibey aracılığıyla selam gönderiyor; üç gündür kahvaltı için söylediği kaşarlı pideyi getiren kurye artık apartman kapısının şifresini kendi girebiliyor.Ha bi de avucumun içindeki şu ben çok enterasan ; kuş pislemiş gibi.Thom Yorke Live @ Coachella.
Thom Yorke & Atoms For Peace performing live at the Outdoor Theatre at the Coachella Valley Music & Arts Festival on Sunday, April 18, 2010.
Part # 1 Setlist: "Analyze"; "The Clock"; "Black Swan"; "Skip Divided" Part # 2 Setlist: "Atoms For Peace"; "And It Rained All Night"; "Harrowdown Hill"; "Cymbal Rush" Part #3 Setlist: "Give Up The Ghost"; "Airbag"; "Everything In Its Right Place"; "Paperbag Writer"
The Fall.
Ruhsar.
Yeni bir müzik gurubu keşfedip onu insanlardan kıskanır sır gibi saklarsın;sonra onun dinlendiğini görünce atarlanıp küsersin ama ara ara çaktırmadan dinlersin ya o nitelikte kıskandım Ruhsar'ın o ruhani hallerini.Sonra gittim kendime seneye de giymek üzere iki beden bol bi ruh aldım.Ara ara giyemeceğimi anlayınca kestirip daralttım.Üzerime cuk diye oturdu sandım ki ; son yıkamada paçaları çekmiş.Daralttı, düdük gibi oldu,çıkarttım.
Oduncu.
Küçük hesaplar yapan büyük adamları oynarım.Şeytanı azapta değil ayrıntıda ararım.Azıcık tarkan şarkısıyım,kuzu kuzu gelemem;dudu dudu dillerim,lıkır lıkır içerim.Çok sevinemem; sevinemediklerime üzülürüm.Söz konusu sevgi ve saygıysa;uyumadan önce koyun saymam,kedi severim.Döşüm kılsız; çikolata tenli değilim; lakin kaşım gözüm var,dinamiğim.Boş dükkana kira öderim.Gencim güzelim,ben seni süzerim; hatta üzerim.Süsedebilirim.Oh Noo Oh Sii!

Roma-Inter kupa finalinde Roma tribünlerinin ezeli rakiplerine cevapları: "Sen Nooo derken; Anan evet.Rumçıkıçıkrumçıkıçıkbum.
Yeni aldığım ışıklı ayakkabıların topuklarına bakmaktan yürüyemesem de; gece yarısı tutti furitti seanslarına yetişip aynı günün sabahında aldığım sakızın üzerinde yazan bu yazının çin çin yapan bi kaç ablayla ilgisini kavrayabilmek için kayda değer eforlar sarfettim.Kayda değmeden teğet geçen bu eforların şimdilerde verdiği meyveleri o günlerde izlediğim meyvelerle bağdaşlaştırmaya çalışmamda bi başka efor konusu.Onu da reklamlardan sonra anlatacağım; rumçıkıçıkrumçıkıçıkbum.
What You Need.
Artist: Tiga(*) Director: Cassiano Prado Director of Photography: Suzie Lavelle Background Photography: Jane Stockdale
Mut.
Bahar geliyor yağmur çamur bitiyor kısa kollunun üstüne inceden bi hırka atıp ikindin serinliğinde motorun üstüne çıkıyorsun; zaten öğlen güneş var polen var.Hafiften benzin kokusuna fırından yeni çıkmış ekmek kokusu karışıyor; işlerinden aynı saatte evlerine dönen insanların,okuldan çıkmış önlüklerin bile yaratamadığı kalabalık.Banklarda siz ellerinizde çekirdek ya da değil; oturuyorsunuz.Alıyorum motorun ayağını; geçiyorum yanınıza. The Others.
Bi konuda yetkin olsan bile o konuyu başkalarına yetkin bir şekilde sergilemek ayrı bir yetkinlik.Mesela yetkin olduğum alanda hünerimi göstermeye kalkıştığım her anda kendi kendimin ebeveyni olup misafirlerin önünde ''hadi yavrum yap da görsün amcaların teyzelerin.'' baskısını uygulayınca hopaşinanayvari bir durum oluyor ve kitleniyorum.Oysa keçeli kalemlerim bitince fevkalede kolonyalardım sırf kendim için yeniden keçeleyebileyim diye.Ha bir de kolonyaya ''kolonyağı'' demeseymişsin yahut baban korunsaymış kolonyağlarının gazabından.Kolonya demişken;gidip dolaba falan saklanayım ben yorganların arasına sonra parti yapar limonata içeriz.Kolera.
güneş buluttan sıyrılırken gökkusağının renkleri koleranın damlarında sevişti.çan sesleri
ezan sesi
hafif esrar kokusuyla karışıp
havayı kapladı.
savrulurken raconun kırmızı pelerini o zarif öfkeye;
zaman ki sana hasta oldu.
incelikli haytasın.
nüksederken raksını mahallenin maşallahı eyvallahı;
güzeldik be oğlum..
''şimdilik ölümüne kadar hayattasın,
şimdilik ölümüne kadar hayattasın..''
Wake The Uncle Jack Up.
an apple and a berry plant comes with a house on the grass who is that to come by my house stands out side my window sucking on the berries and eats us out of house and home keeping us awake keeping us awake can i come over, i need to rest lay down for a while disconnect the night was so long the day even longer lay down for a while recollect five A Mout again triangle walks magpies, i throw sticks at them they laugh behind my back getting a feeling maybe i will dream again having that feeling when there's no one awake no no one awake can i come over, i need to rest lay down for a while disconnect the night was so long the day even longer lay down for a while recollect
Anti Mardi Gras @1888
Akışkan krema aktiviteleri; yılan gibi.
ANTI MARDI GRAS (PERFECT STRANGER) 26 Mart 2010 Cuma, 20:00
Moullinex: http://www.myspace.com/moullinex
Warm Up: Tight White: http://www.myspace.com/ttightwhitee
Sarı Fırtına.
80'lerin sonu:Şampiyonluğa giden Beşiktaş, Bolu deplasmanında.Galibiyetten başka sonuca tahammülü yok Beşiktaş'ın.Maç başlıyor ve Beşiktaş'ın arka arkaya attığı iki nizâmi gol verilmiyor.Akabinde Boluspor'un biri penaltıdan iki golü geliyor.İkinci golden sonra santrada Feyyaz ve Metin var.Metin bir türlü başlama vuruşunu yapmıyor.Hakem sesleniyor: "Başlat oyunu!" Metin'den tık yok.Tekrarlıyor hakem: "Metin oğlum başlasana!" Metin hakeme dönüyor ve Boluspor yarısahasını göstererek:
"Hocam, kendi sahana geç de başlatayım.''
Hayal Edebilme Yetisi.
Şu bir gerçek ki onun en özgür olduğu andır; nerde uyumak isterse orda uyur ve uyanır,hangi sahile atmak istiyorsa kendini orda sörf yapar,hangi kadını öpmek istiyorsa onu öper,müziksiz dans eder.Peki o gerçekleştirdiği şeyleri mi gerçekleşmesini istediği şeyleri mi hayal eder? Hayal ettiği kadar mı; yoksa hayal edilebildiği kadar mı vardır?
Because We Are All Chuck Bass.
Belediye ekmek kuyruklarından,teknoloji mağazaları kapısına plasma kuyruklarına koşan insanların olduğu şu ülkeye bir de ''Vogue'un Koleksiyon Sayısı İçin Beklenen Kuyruk'' eklenmiş.Hepimiz Gossip Görl'üz,hepimiz Çak Bes'iz.
Nizami.
nevarneyok #13 aforizmania
-Msn insanlar üzerinde ''meşgulum,dışardayım..'' gibi tribal enfeksiyonlar yaratıyor.
-Aynı şehri,okulu,apartmanı ya da muhiti paylaştığın, göz aşinalığın olmasına rağmen tanışmışlığın,konuşmuşluğun hatta selamlaşmışlığın olmayan biriyle o muhitten uzak diyarlarda karşılaştığında kanka olma ihtimalin yüksek.
-Kendinden vodkalı tek gazoz: çamlıca.
-Dilek dün biz de kaldı bu da onun tangası: geneceterekecelele...
-''Naber?'' demem; ''Ne yedin?'' derim.
-Valizime dolu çöp poşeti koyan temizlikçinin yaptığı yemeği yedik; yaşıyoruz.
-TürkTeleport : Işınlanırken tık bağlantı gider; kol bacak diğer tarafta kalır.
-Andy Warhol'un soyadını aksanlı bir şekilde telafuz etmek gibisin.pop artımız ol kopart bizi.
-Sıkıntı yok; yılan gibi buralardayız..
I Kicked The Hooligan.
"I have a lot of good moments but the one I prefer is when I kicked the hooligan". Senkronizasyon Demişken.
Şimdi bak,köy ahalisinden farklı giyim tarzlarıyla başrol oyuncularımız videonun başında kendilerini belli ediyorlar.Asıl şarkı devreye girince diğerlerinin sahneyi onlara bırakması çok profesyonelce,farkettirilmeden gerçekleşiyor.1.06'daki sarhoşların 3D efektlerle sahneden geçmesi,akabinde arka planda küçük çocuklardan birinin yerde yuvarlanması gibi çevresel faktörlere performanstaki inanılmaz senkronizasyon da eklenince böyle bi başyapıt çıkıyor ortaya.Avatar da ne ki?


















