life etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
life etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Big Fish.

hayat ne yaşadığın değil nasıl anlattığındır; hikayedir,masaldır.
''the biggest fish in the river gets that way by never being caught''

Teyzen.


Bu gün kantinde gördüğün ayran içen tonton teyzeye gidip onun ne kadar sevimli göründüğünü,onu hiç tanımamama rağmen ne kadar iyi bir insan olduğunu söyleyebilecek kadar anlamsız bir medeni cesareti kendimde görüp onunla konuşsaydım; o da tüm gününü anlamsız bir mutlulukla geçirip eve gidince çocuklarına ya da kocasına beni anlatıp anlamsız mutluluklar silsilesini onlara aşılayabilirdi.Olmadı,yapamadık.

Mut.

Bahar geliyor yağmur çamur bitiyor kısa kollunun üstüne inceden bi hırka atıp ikindin serinliğinde motorun üstüne çıkıyorsun; zaten öğlen güneş var polen var.Hafiften benzin kokusuna fırından yeni çıkmış ekmek kokusu karışıyor; işlerinden aynı saatte evlerine dönen insanların,okuldan çıkmış önlüklerin bile yaratamadığı kalabalık.Banklarda siz ellerinizde çekirdek ya da değil; oturuyorsunuz.Alıyorum motorun ayağını; geçiyorum yanınıza.
.
-Versene biraz çekirdek.
-Al hacı.
-Çıkacak mısınız akşam?
-Çıkarız da naparız?
-Napılır ki burda; her gün dün gibi.
...
..
.
-Burda hiçbir şey yapılmaz; herşey yapılır.Burda olmayınca özlenir.Kardeştir,kedidir,eriktir,evdir,candır.

The Others.

Bi konuda yetkin olsan bile o konuyu başkalarına yetkin bir şekilde sergilemek ayrı bir yetkinlik.Mesela yetkin olduğum alanda hünerimi göstermeye kalkıştığım her anda kendi kendimin ebeveyni olup misafirlerin önünde ''hadi yavrum yap da görsün amcaların teyzelerin.'' baskısını uygulayınca hopaşinanayvari bir durum oluyor ve kitleniyorum.Oysa keçeli kalemlerim bitince fevkalede kolonyalardım sırf kendim için yeniden keçeleyebileyim diye.Ha bir de kolonyaya ''kolonyağı'' demeseymişsin yahut baban korunsaymış kolonyağlarının gazabından.Kolonya demişken;gidip dolaba falan saklanayım ben yorganların arasına sonra parti yapar limonata içeriz.

Anti Mardi Gras @1888

Akışkan krema aktiviteleri; yılan gibi.

ANTI MARDI GRAS (PERFECT STRANGER) 26 Mart 2010 Cuma, 20:00

Moullinex: http://www.myspace.com/moullinex

Warm Up: Tight White: http://www.myspace.com/ttightwhitee

Hiç Mi 2010 Görmediniz?

Bakan gelince yenilenen kaldırımlar,general gelince haftalarca çalışılan adımlar,müfettiş gelince sorulacak muhtemel soruları yanıtlamak üzere hazırlanmış cevaplar gibi üstünkörü robotik eylemlerin ve nihat doğanın olmadığı bir yıl ola, ooola la la..

Matematemadik.

Her gece yatakta bu hayata atılabilecek voleleri düşünürdük lakin;gelen ortaların güzelliği bunları mümkün kılardı.İyi bir açığımız yoksa bu hayatta; vurmayı düşündüğümüz volelerin sadece düşüncede kalması kaçınılmazdı.Aynı hayatta gereğinden fazla açığımız olduğu zaman; bacak arasından yediğimiz volelerin sayılarını hesaplamak için öğrendik aslında biz permütasyon ve kombinasyonu ve bu yüzden sevemedik biz hiç matematiği; ortaları açarken açıları çok iyi hesaplayan açıklarımızın aksine.

nevarneyok? #12

Sıkılamamaktan sıkılmış bir zat olarak gayri ihtiyar vermek zorunda kaldığım reklam arasına da reklam koymayı unutunca kitlelerin tepkisine maruz kaldım.Bu zaman zarfı içersinde; samandan,tahtadan,taşlardan ev yapan üç müteahhit domuzdan ikisinin grip şüphesiyle karantinaya alındığını öğrenince; elde kalan üçüncüyü İzmir'e getirtip samandan bir ev yaptırdım.İginçtir,şu vakte kadar kötü kurt kırmızı başlıklı kızın ananesinin entarisini giymekle meşgul ki; üflemeye hatta püflemeye ve hatta evimizi başımıza geçirmeye gelmedi.Hani gelse her suale cevap veren abimize; gözlerinin ve dişlerinin büyüklüğünden ziyade: ''Nolcak bu Beşiktaş'ın hali?'' gibi cevabı muallakta bi takım sorularım olacak.

Klişe Lise Dizileri.

Bireyin en abidik gubidik tivis tivis yılları lisedir elbet.Bu yılları yaşarken insanın seçimleri de bir o kadar abidik gubidik olmuştur.Bunun en bariz örneği müptelası olduğumuz lise dizileri.Bu dizilerdeki klişeler üzerine iki çift kelam edelim.Okulun yakışıklı,asi bir o kadar da popüler deluganlusuyla, o yaş grubu erkeklerde afrodizyak etkisi yaratan ekoseli eteğiyle kombine olmuş en taş hatun kişi sevgilidir ve ''Biz ikoncanız heyoo!'' şeklinde birlikte salınıp cilveleşiyorlardır.Ha bu asi deluganlu her daim basketbol takımının kaptanıdır ve asi tavırları oyununa da yansımıştır.Basketbol demişken,ecnebilerin ''One Three Hill'' olayında bi nebze anlarım; adamlar kolej o yeah man falan takılıyorlar.Lakin biz de yıllardır basketbolun fendini yenmiş,her erkek çocuğunun yürümeyi öğrendikten sonraki zaman-mekan-imkan tanımayan eylemi (salondaki vitrin, koridorun sonundaki banyo kapısı kaleler; aman fiskosun üzerindeki vazoya dikkat! annem aduket çeker!) futbolun hakkı niye yenmiştir?Neyse diğer nokta, öğretimin yanında bilhassa eğitimi de savunan,gençlerin her sıkıntısına hızır gibi yetişen ve her bölümde en az bir tane hayat dersi niteliğinde sözü olan filozofumsu aynı zamanda birazcık dinozorumsu yaşlıca bir hocanın varolmasıdır.Hiç biri Kel Mahmut'un yanından geçememiştir,o ayrı konu.Son hatta en önemli husus, bu dizilerin gençlere aşıladığı empati yeteneğidir.Yakışıklısından güzeline,zıpırından espritüeline,sporcusundan şarkıcısına; şirinler kasabasını andıran bu dizilerdeki ekürileri oluşturan her bireyin bire bir karşılığı izleyen gencin çevresinde mutlaka vardır ve her bölümden sonra gerçek hayata entegre edilen bu tiplerin kendileri gibi konuştuğu,yürüdüğü sanılır; lakin reeldeki gençler dizidekiler gibi yürür,konuşur ve osurur.Davranışlardan bi cacık çıkmadı mı? Giyim-kuşamı benzer,gözleri benzer,saç modeli benzer hiç benzemezse avcunun içindeki ben benzer.Benzer oğlu benzer.Bi de bu gençlerin hepsi biri,biri hepsi içindir.''4 Peynirli Pizza'' şarkısını hepsi tepsiyle bunlara sunmuş olabilir,emin değilim.Anca beraber kanca beraber modundaki bu gençler; yeri gelir bi kız için birbirlerini keserler.Onlar kesedursun; boy sırasına göre kollar önündekinin omzuna:
1- Lise Defteri
2- Koçum Benim
3- Çılgın Bediş
4- Arka Sıradakiler
5- Hayat Bilgisi
-Bir lise dizisi çekeydim de jeneriğinde şu çalaydı:

Bitmeyen Masal.

Bir varmış bir yokmuş.Annem ve teyzelerim her gece uyumadan önce dayılarından masal anlatmasını isterlermiş.Her gece farklı bir masal anlatmaktan bitap düşen dayı günün birinde bitmeyen bir masal bulmuş: ''Damdan düştü bir kurbağa.Onu gördü bir jandarma.Aldı götürdü,gömdü mezara ve şöyle yazdı mezar taşına: Damdan düştü bir kurbağa.Onu gördü bir jandarma.Aldı götürdü,gömdü mezara ve şöyle yazdı mezar taşına: Damdan düştü bir kurbağa...'' Görüldüğü üzere masal dünyasında tüm klişeleri yıkmış,ölü bir kurbağayla yardımsever bir jandarma arasında geçen bu kısa bir o kadar da uzun soluklu başyapıtta başrolü oynayan kurbağamız kimseyle yiyişmiyor,emişmiyor hatta gömüşmüyor ve masal sonunda prense ya da prensese falan da dönüşmüyor.Bildiğin kurbağa yani; masalın başında neyse sonunda da o.En ekşınlı noktası masalın sonunda ani bir refklesle canlandıktan sonra 3 kere zıplayıp gökten düşen 3 elmadan bir çırpıda kurtuluverdiği o sahne.Neyse çok anlatmayayım.Diyeceğim odur ki ben bu bitmeyen masalın yaratıcısı güzide dayıya sorarım: ''Bez Bebek ve Cennet Mahallesinin senaryolarında da parmağın var mı?'' Varsa çek o parmağı da bitsin bu çile.

5-10.

Masadaki herhangi birinin garsonu çağırmak için çebelleştiği halde garson şahsın masaya bakmamak için direndiği durum,masadaki diğer insanlarda garsonun masaya gelip gelmeme ihtimaline odaklanma,yemeğe ara verip gelincik modunda boyun hareketleriyle kombine jestlerle garsonun dikkatini çekmeye çalışma ve yüklüce stres gibi etkiler yaratabiliyor.Garsonu çağırmaya çalışan şahıs,diğerlerinin bu diken üstü tavırlarını görünce lanet olsun deyip yemeğine kaldığı yerden devam etme yolunu seçiyor ki tüm bunlar 5 ya da 10 saniye gibi kısa bir zaman içersinde oluyor.Tıpkı benim şu an için Ankara'ya yolculuğum olmamasına karşın içimdeki kıpırlığı esas alarak 5 ya da 10 saniye içersinde kendime bu şarkıyı armağan etmeye karar verdiğim gibi.

Tak Fish'i Bitir İşi.

''Toyota RAV4'ünüzün Anahtarı AQbank Bireysel İnternet Şubesi'nde!'' diye bir mail gelmiş bu sabah bankamdan.Sonra vay efendim şöyle yaparsanız kazanmaya hak kazanırsınız diye ağız yapan bir açıklama.Şansla tanışmışlığımız olsaydı Lamborghini'yi kapardık seneler önce Magnum amcadan.Hay ben sizin hayaller fabrikanızın bacasını..

Mahalle Berberi.

Mekan genelde küçüktür;karşılıklı iki aynayla ortamı sonsuz gösterme çabası vardır.Hani ustalığından çok aslında çenesi kuvvetli olanın kazandığı bir sektördür.Başka bir yerde saçını kestirdiğinde ''Kendi berberinden başkası yalan.'' şerzenişidir.Geri gelip kendi berberine oturduğunda elemanın sana ''Kim kesti bunu ya?'' diye atarlanmısıdır.Gitmeden önce arayıp müsait olup olmadığının öğrenilmesi,gelip koltuğa oturduğunda ''Herzamanki gibi değil mi?'' sorusunun sana yöneltilmesi,senin mahalle berberinde bi nevi ''VIP Customer'' sıfatına sahip olduğunun göstergesidir.Kimisi vardır vur deyince öldürür;azıcık ucundan dersin kökünü kurutur.On iki yaşının altındaysan,hep daha yakışıklı olacağına dair kandırılırsın; üç numara kaçınılmazdır.Saç yıkarken suyun sıcaklığını tutturabilme yeteneği bahşedilmemiştir.Traşın bittiğinde artisliğine;otobüs kokusundan bozma karışık çürük meyve aromasını andıran deodarantı bocalar.En tehlikeli olanları dirsekcilerdir; değdirir de değdirir.

Kendini Klipte Hissetmek.

Hava karardığında şehirdeki renkli tabelaların,trafik ışıklarıyla ve akan trafikle oynadığı oyunu,hareket halindeki bir arabanın içinden izlerken ruh halime uygun bir şarkıyı aklıma getirip kendimi herhangi bir klibin içindeki asıl çocuk olarak hissedebiliyorum.Yanlarından hızla geçtiğimiz apartmanlarda yemek pişiren,uyuyan ya da sevişen onca insanın farklı kaygılar için,farklı ritimlerde aynı hayatta raks ettiklerini görerek,biraz da cama yasladığım beynimin uyuştuğunu anlayarak bitiriyorum klibimi.Metronun tam geldiği an insanların yarısının metrodan inerken diğer yarısının metroya doluşma olayını beynimde hızlı çekim oynatırken,yahut haftasonu sabahları yataktan kalkma seramonimi gerçekleştirirken de aynı hissi elde etmem mümkün oluyor.

Cumartesi.

Biraz hindi jambon,bi kutu limonlu soğuk çay,krem peynir,kornişon,baget ekmek,hürriyet ve benim için her zaman ''pazar sabahları'' klişelerini yıkmış olan cumartesi sabahlarından biri.Ama daha öncesi var: Gidiş yolunda;parkta eğlenen çocukları görünce; onların yaşındayken çok isteyip de yüzemediğim,içinde renkli topların olduğu havuzlar geldi gözüme.Dönerken yolumu kestirmeden seçmiş olmam; o çocukları tekrar görüp onlar kadarken yüzemediğim o renkli havuzları yine hatırlayıp yüzemeden boğulmaktan kaçışım mı; yoksa yol boyunca uzanan aynalı camlarda kendimi izlemek isteyişim mi? Ya da sahilde gezen insanların yaşama sevinçlerini görüp onları kıskanmaktan korkuşum; belki de bir gün önce deliler gibi yediğim delizianın midemde yarattığı fırtınlar.Hassittir ya meyveli yoğurdu unuttum.

Vaad Derken?

Ellerinde akp bayraklarıyla damarlarındaki alkolü kombine etmiş,ayakta durmakta zorlanandığı halde etraftaki insanlara küfürler yağdırıp rahatsızlık vermekte hiç de zorlanmayan düşük voltaj radikal islamcı ampüllerimiz bu vaade duyarsız kalmayacak:
''İzmir Belediyesi iktidarı bize geçtiği takdirde; herkes yine istediği gibi el ele dolaşmakta özgür olabilecek.''
Allah sizden razı olsun.

Tonla Değil Donla Gazoz.

Küçüktük.Zoraki uyuma saatlerimiz sona erdikten sonra;beyaz don-fanila kombinasyonu içinde ananemizin bahçesinde ailecek gazoz içme seanslarına katılırdık.Hiç bitmesin isterdim o buz gibi gazoz.Usul usul boşaltırdım genzimden aşağı.''Bi tane daha olsa?'' hevesiyle son yudumu aldım hep. Büyüdük.İstediğimiz saatte tonla o gazozdan alabilme gücüne; içebilme yeteneğine ve iznine sahiptik.Öyle de yaptık aldık,içtik.Ama bu içişler eskilerine hiç benzemedi.Ne tat,ne heves ne de ''bitmesin'' kaygısı vardı. Ve biliyor musun; ben o yaşımda o bahçede o donla içtiğim gazoza hiç doyamadım. 01.07.2008

Hot Or Not?

Sabah sabah afyonun patlamamış bir köşede kahvaltı yapmaya çalışıyorsun.2 hatun geliyor: ‘’Pardon, ateşin var mı?’’ diyor,teki.Sen tam; ‘’Hayır,maalesef.’’ diyeceksin.’’Ya da ateşli misin?’’ diye tüm kelimeleri,yediğin kahvaltıdaki lokmalarla birlikte boğazına tıkıyor,diğeri.Nasıl bir cevap verirsin? Yukardaki t-shirtün bu olaydan 2 gün sonra görülmesi ve gereken john benjamin toshackların,gereken insanlarla geçilmesi de dumuru tamamlayan cilası.
hem peydahlamış-hem tasarlamış: halildogan*
fu©k-copyright 2008-????