me etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
me etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Teyzen.


Bu gün kantinde gördüğün ayran içen tonton teyzeye gidip onun ne kadar sevimli göründüğünü,onu hiç tanımamama rağmen ne kadar iyi bir insan olduğunu söyleyebilecek kadar anlamsız bir medeni cesareti kendimde görüp onunla konuşsaydım; o da tüm gününü anlamsız bir mutlulukla geçirip eve gidince çocuklarına ya da kocasına beni anlatıp anlamsız mutluluklar silsilesini onlara aşılayabilirdi.Olmadı,yapamadık.

Come Back Home.

Çok şey yaşayıp hiç birşey yaşamamış gibi hissetmektense;hiç birşey yaşamayıp çok şey hissetmenin verdiği o enfes cazibeyle yudumlarken ayranlarımızı bir de bakmışız ki ayrı kalmışız.Lakin quaresmatik tavırlarımızdan ödün vermeden gırgızistandan gelip na bu torpaklara varmışız.Aloha!

İyi Aile Çocuğu Ben.

Şirinleri Koruma Besleyip Büyütme Derneği'nin onursal başkanlığını yapan ben, verdiğim basın demecinde iyi bir aile çocuğunun gün içinde neler yapabileceğine dair bir açıklama yapıyor: Evde biten yumuşatıcının farkına varıp yeni bir tane almaya gidişimde bana eşlik eden flip flop terliklerim ve çilekli milkshake'ime teşekkürü bir borç bilen ben,yumuşatıcının kokusuna karar vermek için yaklaşık kırkbeş dakika ayırabiliyor.Kinetik enerjisini televizyon karşısında çekirdek çitleyerek potansiyel enerjiye dönüştüren o ben, Beyaz şovda Kibariye'yi izleyebiliyor hatta dinleyebiliyor; lakin hangisinin daha tehlikeli bir eylem olduğuna karar veremiyor.Tüm bunları yaparken an ve an dünya kupası sıçabilme tehlikesi yaşıyor.Hep kendinden bahsedecek kadar megolaman olmayan bu ben,rutinlerinde önemli rol oynayan insanları unutmamakla birlikte onlara memetalibey aracılığıyla selam gönderiyor; üç gündür kahvaltı için söylediği kaşarlı pideyi getiren kurye artık apartman kapısının şifresini kendi girebiliyor.Ha bi de avucumun içindeki şu ben çok enterasan ; kuş pislemiş gibi.

Ruhsar.

Yeni bir müzik gurubu keşfedip onu insanlardan kıskanır sır gibi saklarsın;sonra onun dinlendiğini görünce atarlanıp küsersin ama ara ara çaktırmadan dinlersin ya o nitelikte kıskandım Ruhsar'ın o ruhani hallerini.Sonra gittim kendime seneye de giymek üzere iki beden bol bi ruh aldım.Ara ara giyemeceğimi anlayınca kestirip daralttım.Üzerime cuk diye oturdu sandım ki ; son yıkamada paçaları çekmiş.Daralttı, düdük gibi oldu,çıkarttım.

Oduncu.

Küçük hesaplar yapan büyük adamları oynarım.Şeytanı azapta değil ayrıntıda ararım.Azıcık tarkan şarkısıyım,kuzu kuzu gelemem;dudu dudu dillerim,lıkır lıkır içerim.Çok sevinemem; sevinemediklerime üzülürüm.Söz konusu sevgi ve saygıysa;uyumadan önce koyun saymam,kedi severim.Döşüm kılsız; çikolata tenli değilim; lakin kaşım gözüm var,dinamiğim.Boş dükkana kira öderim.Gencim güzelim,ben seni süzerim; hatta üzerim.Süsedebilirim.

Rumçıkıçıkrumçıkıçıkbum.

Yeni aldığım ışıklı ayakkabıların topuklarına bakmaktan yürüyemesem de; gece yarısı tutti furitti seanslarına yetişip aynı günün sabahında aldığım sakızın üzerinde yazan bu yazının çin çin yapan bi kaç ablayla ilgisini kavrayabilmek için kayda değer eforlar sarfettim.Kayda değmeden teğet geçen bu eforların şimdilerde verdiği meyveleri o günlerde izlediğim meyvelerle bağdaşlaştırmaya çalışmamda bi başka efor konusu.Onu da reklamlardan sonra anlatacağım; rumçıkıçıkrumçıkıçıkbum.

Mut.

Bahar geliyor yağmur çamur bitiyor kısa kollunun üstüne inceden bi hırka atıp ikindin serinliğinde motorun üstüne çıkıyorsun; zaten öğlen güneş var polen var.Hafiften benzin kokusuna fırından yeni çıkmış ekmek kokusu karışıyor; işlerinden aynı saatte evlerine dönen insanların,okuldan çıkmış önlüklerin bile yaratamadığı kalabalık.Banklarda siz ellerinizde çekirdek ya da değil; oturuyorsunuz.Alıyorum motorun ayağını; geçiyorum yanınıza.
.
-Versene biraz çekirdek.
-Al hacı.
-Çıkacak mısınız akşam?
-Çıkarız da naparız?
-Napılır ki burda; her gün dün gibi.
...
..
.
-Burda hiçbir şey yapılmaz; herşey yapılır.Burda olmayınca özlenir.Kardeştir,kedidir,eriktir,evdir,candır.

The Others.

Bi konuda yetkin olsan bile o konuyu başkalarına yetkin bir şekilde sergilemek ayrı bir yetkinlik.Mesela yetkin olduğum alanda hünerimi göstermeye kalkıştığım her anda kendi kendimin ebeveyni olup misafirlerin önünde ''hadi yavrum yap da görsün amcaların teyzelerin.'' baskısını uygulayınca hopaşinanayvari bir durum oluyor ve kitleniyorum.Oysa keçeli kalemlerim bitince fevkalede kolonyalardım sırf kendim için yeniden keçeleyebileyim diye.Ha bir de kolonyaya ''kolonyağı'' demeseymişsin yahut baban korunsaymış kolonyağlarının gazabından.Kolonya demişken;gidip dolaba falan saklanayım ben yorganların arasına sonra parti yapar limonata içeriz.

Kolera.

güneş buluttan sıyrılırken gökkusağının renkleri koleranın damlarında sevişti.
çan sesleri
ezan sesi
hafif esrar kokusuyla karışıp
havayı kapladı.
.
savrulurken raconun kırmızı pelerini o zarif öfkeye;
zaman ki sana hasta oldu.
incelikli haytasın.
nüksederken raksını mahallenin maşallahı eyvallahı;
güzeldik be oğlum..
.
''şimdilik ölümüne kadar hayattasın,
şimdilik ölümüne kadar hayattasın..''

Hayal Edebilme Yetisi.

Şu bir gerçek ki onun en özgür olduğu andır; nerde uyumak isterse orda uyur ve uyanır,hangi sahile atmak istiyorsa kendini orda sörf yapar,hangi kadını öpmek istiyorsa onu öper,müziksiz dans eder.Peki o gerçekleştirdiği şeyleri mi gerçekleşmesini istediği şeyleri mi hayal eder? Hayal ettiği kadar mı; yoksa hayal edilebildiği kadar mı vardır?

Nizami.

Yarından itibaren; bu günün işini yarına bırakmıyor,spora başlıyor,her sabah portakal sulu kahvaltımı yapacak,geceleri yatmadan süt içecek kadar düzenli besleniyor,okula düzenli gidip dersleri takip ediyor hatta blogu bile düzenli güncelliyorum.Bunları yapar isem ismimi de ''Nizami'' olarak değiştiriyorum.Hadi hayırlı işler.

Şey.

O kadar şeyim ki bahtımın gonca güllerinin açılmasına ramak var ve etrafımdaki insanların gönül bağlarındaki bülbülerin ötmesi için bana bakıp bendeki o şeyden sebeplenmesi kaçınılmaz.Yere basmayan ayaklarım o zaman ki Hazarfen Çelebi'ye bile ilham vermiş.Abidin desen; bana bakıp çizmiş o malum şeyin resmini; o derece.Neyse Gepetto dayı gelmeden kaçayım ben ekmek teknesinin başına.Yarına yetişecek bi salon takımı var; masanın sol ayağını da çıkardık senle laflarken..

Massive Attack!

Fotoğraftaki zat,ben uykudayken dolabın üzerinden üstüme atladı ve masum patilerinin ardında sakladığı pençeleriyle imzasını çaktı.Yatak kan revan; o anki fırlayışım youtube'luk.Dolabın yüksekliği iki metre,yatağa olan uzaklığı en az bir buçuk metre.Bu istatistiklere rağmen yaptığı muazzam atlayışın ardından darbeye maruz bıraktığı yerde 3 dikey çizik oluşturması ilk aşama da ''Imposible is nothing.'' felsefesini yinelese de çiziklerin olduğu yer sol böbreğimin üst kısmı olunca ''Organ mafyası da olabilir'',''Nip tuck'ın yeni sezonunda ameliyat yapar bu.'' gibi tezleri akabinde getirdi.Tüm bunlar olmamış gibi yanımda mırlayıp dolaba her gidişimde soğuk su istemeye devam edecek kadar pişkin oluşu da ayrı bi bohem.3 çiziğe 3 gün ceza; yok sana soğuk su.Ben de senin erotik pozlarını internet aleminde yaymaz mıyım Tomaq efendi!

Kre-malı.

Kebabı adana, rakı tekirdağ tatil uludağ ya da bodrumda duble ya da tek ya da diskotekten de öte çöp tenekelerinin kapaklarını kaldırdığımda üzerime fırlayacak kedilerin gıdılarını okşayabileceğim bir dünyam olmalı.Bill Gates'in pencerelerden zengin olduğu şu koftik dünyanın tersine Yasemin'in penceresi kafaya oynamalı.Öyle uzaktaki köylere heves edilmeden tüm köyler yakınlaştırılmalı.Ulaşımdan sorumlu devlet bakanı da Hakan Taşıyan olmalı,hep birlikte gönül yolculuğu yapılmalı.Shrek'deki eşşek Şişko Nuri'nin olmalı;üstüne binmeli kırbacı vurmalı.Çocukları uyutup youtube alemine dalan ebeveynler başta olmak üzere suç işleyen herkes tokatlanmak üzere Ali Kırca'ya verilmeli.Blog yangında ilk kurtarılmalı.Aslında bu kadar çok zorunluluk eki olmamalı.Yine de o kız beni görmeli artı bana kazak örmeli.

nevarneyok? #11

''Öff çok sıcak, koltuk altıma orkid koyucam.'' diyen bir arkadaşım, ''Sevgili Dünürüm'' dizisini ''Sevgili Dürümüm'' olarak algılayan bir kuzenim,her diş fırçalayaşımda bulaşmadık yerim bırakmayan arsız bir diş macunum,ismini duyunca ''Bu kadının kaleciliği nasıl acaba?'' diye düşünmeden edemediğim bir Panter Emel,çay içerken bardaktaki kaşığı çıkarmayan ve çıkarmadıkları o kaşığın gözlerine gireceği günü iple çektiğim eblek bir oluşum,buzlu suya ölüp biten ve yakında benden isteyeceği sex on the beach'ine şemsiye koymadığım için pati darbelerine maruz kalacağımı zannettiğim bir de kedim var.

Polemik.

Yorgunluktan uyuyamadığım her x gibi sevimsiz gecenin sebebi y ise ben burdaki x'e ''otobüste ağlayan bebek sesi'' değerini veririm.Uyumak için parmak uçlarımla pijamamın kırışıklarından yaptığım kar topları'nın yarattığı çığın altındaki enkaz vaziyetindeyken devam eden y'yi bulma serüvenimde ne zaman ki gökyüzü mora çalar o an donan damarlarımda içler dışlar çarpımını denerim.Yorgun olmasam uyuyabilir miyim? Uyursam yorgun olmayabilir miyim? Yalnız uyumak gibi başarılı bir eylem sonrasının sabahı yalnız uyanmak da bu sorular ve matematik kadar illet işte.O halde polemik şu olmalı: ''Yalnız uyumak mı yalnız uyanmak mı?''

5-10.

Masadaki herhangi birinin garsonu çağırmak için çebelleştiği halde garson şahsın masaya bakmamak için direndiği durum,masadaki diğer insanlarda garsonun masaya gelip gelmeme ihtimaline odaklanma,yemeğe ara verip gelincik modunda boyun hareketleriyle kombine jestlerle garsonun dikkatini çekmeye çalışma ve yüklüce stres gibi etkiler yaratabiliyor.Garsonu çağırmaya çalışan şahıs,diğerlerinin bu diken üstü tavırlarını görünce lanet olsun deyip yemeğine kaldığı yerden devam etme yolunu seçiyor ki tüm bunlar 5 ya da 10 saniye gibi kısa bir zaman içersinde oluyor.Tıpkı benim şu an için Ankara'ya yolculuğum olmamasına karşın içimdeki kıpırlığı esas alarak 5 ya da 10 saniye içersinde kendime bu şarkıyı armağan etmeye karar verdiğim gibi.

Rock'n Coke 2009.

Bir hadiseye karar veremediğinde aklına ilk gelen opsiyonu seçme stratejisini uyguluyorum.Yani anı yaşamaktan yanayım.''Vodafone musun amk?'' diyebilirsin lakin ''Limonata mı,ayran mı hmm mm..?'' yerine ''Tamam limonata,koy götüne gitsin.'' olayı tertemiz fikrimce.Rock'n coke'a gitme hikayesi de biraz limonata gibi; gel gitler arasında en sonunda pılı pırtı toplamaca.Ondan sonrası şöyle:
Olay rock'n coke'dan ziyade Prodigy içindi ki kombine yerine ilk gün için bilet artı sahne önü patlattım,iyi de ettim.Tüm gün boyunca genelde alternatif sahneyi tercih ettik gerek gölge olması gerek daha iyi alantırikleşmemizden.Wufi denilen bir grup varmış varlığından bihaber olduğum; başarılıydı.İyi seçilmiş eğlenceli müzikler ve danslarla kombine olmuş retrocan tipler.Sonrasında,ana sahnede çıkan Emre Aydın'la çakışan Gren alternatif çadırı doldurdu ki sayko davulcuları ve sağlam performanslarıyla saygı kazandılar.Zukero sayesinde dinlemiştim bi kaç kez kendilerini,çok can yakar bunlar.Ben de bu Emre Aydın zırtapozundan bi cacık anlamıyorum.Senin ne işe yararsın tüyü bitmemiş ergenleri gothikleştirmekten başka? Neyse,Gren'i yolladıktan sonra ana sahnede Juliette Lewis 'ın kendi kadar yırtık şovunu izliyoruz.Ana sahnedeki kayda değer şahıslardandı.After that,çimlerde yayılmaca,karın doyurmaca,fonda epey bi Sakin.Hava kararınca Duman.Kaan'dan inciler ''Bakalım neler olacak..?'' diyerek başlayan konser Prodigy ibadeti öncesi günü kurtaranlardandı.Her şarkısı mı ezbere bilinir? Bir ara aha unuttu Kaan sözleri böğürüyor saçmalıyor derken Billie Jean'e bağlıyor ve göt ediyor hepimizi.Duman'dan sonra fenafillah kamil insan olma yolunda ilerliyoruz adım adım.
Prodigy'e saatler kalmış.Kuyruklar fena,biralar ikişer üçer alınıyor.Yine alternatif sahnede hafif tempoda ısınma turları derken çanlar Prodigy için çalıyor.Yerimizi alıyor Liam'ın pilot kabinine geçmesini bekliyoruz ve uçuş başlıyor.Maxim'in ''Where is my fucking Turkish warriors..?'' şeklindeki atarlarıyla türbülanslara giriyor çıkıyor, bir yandan da kabin görevlisi Keith'in balgamlarından kurtulmaya çalışıyoruz.Anam anam.. take me to the hospital..! Smack my bitch up'ın iniltili kısmında Maxim'in : ''get the fuckin down..!'' komutuyla zorda olsa herkes yere çöküyor.''Ahanda noluyor? Maxim Başkan Pınarbaşı mı çektiriyor..! :) '' esprileri gırla.''G'' noktasında ortalığın amına koyuyorlar tabiki ve oksijen maskeleri eşliğinde inişe geçiyoruz.
*dikkat çekenler:
-Mr.Güneyhan 'ın ev sahipliğinde bir rock'n coke ve onun prodigy kafası.O nasıl bir mesajdır ya :) ''İstanbul istanbullularındır.invaders must die..!'' akabinde şurdaki yorum.
-Kalabalık gidilesi bi vukuat,çadırlardaki serin su püskürten icatlar,kuyruklardaki fare labirentleri.
-Okulumda para yerine monopoly kartlarının geçiyor olmasından tiksinişim ve festival alanında da monopoly electronic banking versiyonuna toslayışımız.
-Listeye bi çentik.
>videolar-fotolar reklamlardan sonra..

Lacivert.

Dudaklarının çatlakları arasında dans ederken rüyalara dalan ben,her an'ı güzel bir anı olarak kaydetti hafızam yettiğince.Bunlardan romantik bir komedi yaptı.En karanlık sahnesini seçti filminin,gökyüzünde olan beş milyon sekiz yüz kırk sekiz bin altı yüz doksan sekiz yıldızın,aslında bu rakamın binlerce katından daha fazla olduğunu bilerek ve bunlardan kayanlarının herbirinin arkalarında bıraktıkları parıltılı çizgilerle hangi coğrafyalara kimler için düştüklerini düşünürken ağlayabilmek için.Bu lacivert kozmopolitik sonsuzluğa veda eden onlardan biri ben; arkandan hiç göz yaşı sarfetmeyeceğine dair söz verirken kendine,o son öpücüğü almadan kalan hayatına devam edeceği gerçeğinin bilincinde uyutuldu,uyandı ya da hala uyuyordu.
hem peydahlamış-hem tasarlamış: halildogan*
fu©k-copyright 2008-????