Philips'in LED teknolojisini kullanarak piyasaya sunduğu bu lambacık 16 milyon renge sahip.Uzaktan kumandasıyla ruhsal durumuna göre veriyorsun çoşkuyu.Seneye eve çıktığımda itinayla ev hediyesi olarak beklenir.Ürünü benim için buradan inceleyip, yine benim için şuradan alabilirsiniz.
Living Colors.
Philips'in LED teknolojisini kullanarak piyasaya sunduğu bu lambacık 16 milyon renge sahip.Uzaktan kumandasıyla ruhsal durumuna göre veriyorsun çoşkuyu.Seneye eve çıktığımda itinayla ev hediyesi olarak beklenir.Ürünü benim için buradan inceleyip, yine benim için şuradan alabilirsiniz.
Sosyal Bir Tabu.
Yemek esnasında veya değilsin farketmez.Karşındaki insanla muhabbet ederken, dişindeki kırmızı veya yeşile çalan yemek kırıntısını görüyorsun:''Söylesem mi,söylemesem mi? Lan söylesem de nasıl diyecem ki? Nese sittiret..'' felsefesini benimsiyorsan yanlış yoldasın.Bu narin konudaki hassas tabuyu bir an önce yıkmalısın ve karşındakini uyarmalısın.Sebebi empatide saklı.
Moda-ymış.
Kime Ne?
aklına geliyorsam eğer,kendini görüyorsan bende,yorma kafanı sen hiçbirine.Kime ne, kime ne? çal beni de.kime ne,al beni de..!Athena-Kime Ne?
YepNo?
dirseklerimi duvara dayamış,suyun parmak uçlarıma kadar süren serüvenini izlerken bir yol seçmemin gerekliliğini düşündüm:
''sıcak ve soğuk suyu aynı anda kapatmaya başlayacağım.başıma düşen son damla sıcak olursa evet,soğuk olursa hayır diyeceğim.''
nitekim vücuduma düşen son damlanın bile ılık olması, vicdanımla oynadığım kumarın belirsizliklerle dolu hayatıma yön veremeyeceği gerçeğini değiştirmedi.belki yarın da kağıt makas taş oynarım..
''sıcak ve soğuk suyu aynı anda kapatmaya başlayacağım.başıma düşen son damla sıcak olursa evet,soğuk olursa hayır diyeceğim.''
nitekim vücuduma düşen son damlanın bile ılık olması, vicdanımla oynadığım kumarın belirsizliklerle dolu hayatıma yön veremeyeceği gerçeğini değiştirmedi.belki yarın da kağıt makas taş oynarım..
August.
Çok boş bir film olmasına karşın; elemanın yaşadığı eve,bindiği arabaya ve yaşam tarzına imrendiğim için çevirip çevirip izlediğim şey'dir.Bir webdesign şirketinin tarzına düşkün flinta patronu olması da cabası. Kirli t-shirtünü ofisinde çıkartıp,temizini yine ofisindeki t-shirt çekmecesinden giydikten sonra rutin işlere devam etmesi de ayrı bir bohem.Hayat sana güzel Tom.
Legolas.
Yazmadığım zamanlarda elimde olmayan legolarla duvarlar yaptım.Berlin kadar tarih kokmadı,çekik gözlülerin seddi kadar uzun olmadı,ağlama duvarı kadar acıtasyon görmedi.Cılız ama renkli duvarlardı.Belirli bir düzen içersinde sahte mutluluklarla sınırlarımı belirlememde yardımcı oldu.Arkasına aldığım insanlarla güzel vakitler geçirdim.Yaratıcılığım dahilinde huzurdan yoksun hayatıma devam ettim.Belki de duvarıma can veren yaşamsal bi parçayı kaybettiğimdendir.
İncir6.
Epey oldu yazmayalı.Okula,şehire vs. alışma günleri,ısınma turları..İnciraltı Atatürk Öğrenci Yurdu'nda kalıyorum.Adımımı atıyorum deniz ayaklarımın altında,Karşıyaka tam karşımda.Akşamları gitar sesleri birbirinin üstüne biniyor.Allah'dan daha belamı mı istiyorum? Klozette bir bok sıyrığı gördüğünde onu sidiğinin taziğiyle kazıyan biri olarak 6 kişiyle aynı odada kalmak başlarda zor gelse de insan alışıyor,evi belliyor ranzanın üst katını.Gözden ırak olan gönülden de ırak olur mu bilmiyorum ama kötü gidiyor.Pamela'nın ''...boktan bir cumartesi,niye çıktım ki dün gece...'' diye devam eden şarkısını hiç boktan bir cumartesi gecesinde dinleme fırsatım olmamıştı; dün geceye kadar.Burdaki ilk haftamın her gününü;hiçbir samimiyetimin olmadığı,senede 1 kere bile hallerini hatırlarını sormadığım insanları arayarak geçirdim.Tek sebebi tanıdık bir sese ihtiyacım oluşuydu.İnsanoğlu gereğinden fazla nankör.Tatlı-ekşi sos kıvamında bindik bir alamate, ufak ufak gidiyoruz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
fu©k-copyright 2008-????


