Avatar Senkronizasyonu.

Filme henüz gitmeyenler şimdiki anlatacaklarım yüzünden filme gitmemek gibi bir yanlışa düşmesin.Hatta şu satırdan sonrasını filmi izleyip geldikten sonra okusun.Senaryo çok sıradan; bir sonraki sahnenin ne olacağını tahmin etmek çok kolay.Yerli bi kabile şefinin kızına aşık olan istilacı genç; çok Pocahontasvari.Yalnız adamlar 3D olayını işin içine katarak bir Pandora yaratmışlar ki; git yak mangalını aç rakını,çayır çimen kebap.Memlekette otundan tut böcüğüne kadar herşey fosforlu.Özellikle etrafında toplanıp macerana dansı yaptıkları ağaç en fosforlusu.Bu fosforlu dünyanın yine fosforlu çillerine sahip mavi elemanları Navi'lerin kuyruklarındaki USB'ler sayesinde ejderhalarla,atlarla,ağaçlarla senkronize olmaları önemli bir detay.Esas dişi naviyle esas oğlan navinin öpüşme sahnesinde de beklentim şu yöndeydi : ''USB'ler çıkacak ortaya ve senkronize olacak çifte kumrular.''Neyse,senkronize oldukları diğer canlılara dönecek olursak ; filmin sonlarına doğru ejderhalar aleminin Ferrarisi ''Toruk''a binmeye başlayan elemanın yürüyüşünden tutun saç stilinine kadar değişmesi de ayrı bir olay.Ani bir frenle ejderhayı yere kondurup üstünden indiği sahnedeki o tavır; ''Aleti otoparka çektirip yıkatcak heralde'' dedirtmiyor değil.Ha bi de istilacı askerlerin kullandığı son teknoloji robotların içersindeki dikiz aynalar var ki tesbihleri eksik.Çok aşağıladım; sevin sevdirin güzel film.

Hiç Mi 2010 Görmediniz?

Bakan gelince yenilenen kaldırımlar,general gelince haftalarca çalışılan adımlar,müfettiş gelince sorulacak muhtemel soruları yanıtlamak üzere hazırlanmış cevaplar gibi üstünkörü robotik eylemlerin ve nihat doğanın olmadığı bir yıl ola, ooola la la..

Sienna Miller @ Alfie.

Kafana sıçıyım alfettin!
>Alfie's Vespa

Combination #4 / Lucky Red.

hırka: topman - atkı: topman - t-shirt: topman - çanta: fred perry- gözlük: vintage - saat: replay- jean: dior homme- kemer: diesel gold- pabuç: swear

Şey.

O kadar şeyim ki bahtımın gonca güllerinin açılmasına ramak var ve etrafımdaki insanların gönül bağlarındaki bülbülerin ötmesi için bana bakıp bendeki o şeyden sebeplenmesi kaçınılmaz.Yere basmayan ayaklarım o zaman ki Hazarfen Çelebi'ye bile ilham vermiş.Abidin desen; bana bakıp çizmiş o malum şeyin resmini; o derece.Neyse Gepetto dayı gelmeden kaçayım ben ekmek teknesinin başına.Yarına yetişecek bi salon takımı var; masanın sol ayağını da çıkardık senle laflarken..

Studio Plastico.

Portecho @ Boombox(Live) İzmir 25.12.2009 22:00

http://www.myspace.com/portecho

Matematemadik.

Her gece yatakta bu hayata atılabilecek voleleri düşünürdük lakin;gelen ortaların güzelliği bunları mümkün kılardı.İyi bir açığımız yoksa bu hayatta; vurmayı düşündüğümüz volelerin sadece düşüncede kalması kaçınılmazdı.Aynı hayatta gereğinden fazla açığımız olduğu zaman; bacak arasından yediğimiz volelerin sayılarını hesaplamak için öğrendik aslında biz permütasyon ve kombinasyonu ve bu yüzden sevemedik biz hiç matematiği; ortaları açarken açıları çok iyi hesaplayan açıklarımızın aksine.

Koku Açılımı.

okan bayülgen koku'yu işledi:
* koku,anıları hatırlatan en kuvvetli duyudur.
* ayak kokusundan tahrik olan insanlar var.
* ''sevgilim fazla temiz'' diyen insan, ilk cinsel deneyimini ahırda yaşamış bir bayandı.
* bizim için kebap kokusu neyse; kargalar için de leş kokusu o'dur...

Dalgalandım Da Duruldum.

koştum ardından yoruldumm.binlerce güzel sevdim de sevdim deee en son sana vuruldum.

Mehmet Turgut'la Hela Sohbetleri.

Geçtiğimiz Cuma günü Mehmet Turgut İzmir Ekonomi Üniversitesi'ndeydi..
Kesin giderim ben bu konferansa diye yapılan bir plan lanet projeler yüzünden akıldan uçuyor.Yine okulda bu lanetlerle uğraşırken çiş molası veriyorum.Kemerini yolda çözmüş koştura koştura gelen bir tip:
-Altıma etcem amk bırakmadılar bi işeyelim. :)
Yan pisuvarda işeyen bu adamın Mehmet Turgut olduğunu 10 saniye sonra anlıyorum ki hala işiyor amca.
-Ooo abi hoşgeldin ya :) Bu gündü değil mi senin olay? Unutmuşum bak.
-Eyvallah kardeşim :)
-Ee abi ne kaçırdık?
-Yok be öyle önemli birşey konuşup durduk işte bi ton soru sordular işicem diyorum bırakmadılar bi türlü...
''Abi sana edit'ci diyolar ne dicen bu konuya? :)'' sorusunu sorup sormamak arasında gidip gelirken; boyunlarında fotoğraf makineleri,konferanstan fırlamış elemanlar giriyor tuvalete:
-Oooo mehmet abi! Senle burda tuvallette hiç aklıma gelmezdi bea abi.
-Valla benim de gelmezdi :)
-Çekelim mi abi? :P
-Ahha derinliği iyi verin oğlum kadrajı iyi ayarlayamıyosanız çekmeyin ha! :D
-Abi fransız kültürün orda değil mi yerin? Kurs falan veriyor musun?
-Aman Allah korusun!
..diye bıraktığımda hala işiyordu
hem peydahlamış-hem tasarlamış: halildogan*
fu©k-copyright 2008-????