Carton Pierre.

Mersin merkeze giderken , evlerin balkonlarına, bahçelerine alçıdan kartonpiyer yapan yerler sergiler sahil yolu üzerine numunelerini.Fix beyaz veya kemik rengidir.Resimdeki de Sicilya sahil yollarından..

Beşiktaş'ın Asil Askerleri.

Çarşı tribunun dünyasının taşıdır ve o taşın yeri İstanbul Beşiktaştır.Keza; taş yerinde ağırdır. demiş-idik.
Çeyrek asırlık hatıralarla dolu bir tribun mazisinin isminin bir anda silinmesi ne olursa olsun beni bir beşiktaşlı olarak üzüyor ama etrafımdaki Çarşı'nın ç'sini bilmeyip holigancılık oynayan tek tip insaları gördükçe yerinde karar diyorum yinede. İnsan düşünüyor ve duygulanıyor gerçekten;

Ben bile gözyaşlarıma hakim olamıyorken ,

yıllarca o kapalıyı kapma mücadelesi veren insanların,o semtte o aşkı yaşayanların günahları ne?

O tribunde ÇARŞI pankartını görmeyip,içinde Çarşı gelimesi geçen tezahuratları duymayınca ne denli duygusallaşacağımız ayrı bir konu.. Mabed yok, Çarşı yok.. sonumuz hayrolsun..

''Hakkınızı Helal Edin'' diye bitirmiş Alen abi yazısını. Helal olsun Beşiktaş'ın asil askerlerine, helal olsun..

Reaksiyon.

5000 Sms çıkalı telefonlar portatif msn işlevi görmeye başladı.Eskiden bir mesajda Türkçe karakter kullanmayalım diye yırtınırken şimdi millet birbirine fıkralar göndermeye başlamış.İşte bana gelenlerden biri:
Bilim adamları içkinin hayvanlar üzerindeki etkisini araştırıyorlarmış. 3 kobay fare bulunmuş ve ilkine ünlü Fransız şaraplarından verilmiş. Fare epey bir içtikten sonra zig-zaglar çizerek yürümeye başlamış.
2. fareye en sertinden Rus vodkası'nı dayamışlar. Fare içtikten sonra sırt üstü bayılmış.
3. fareye Türk Rakısı getirmişler. Fare içmiş içmiş, tık yok. Son dubleyi de bitirdikten sonra vurmuş yumruğu masaya:
-Heyyttttttttt...! Getirin lan o kediyi banaa...!

Psst Tomaq Ruhlarımızı Değişelim Mi?


editeyşın 18.08.2007


uzun zamandır düşündüğüm bir şey dank etti bugun yine kafama..

bizim evde bir mırnav var bilirsiniz,kendisi enteresan pozlarıyla internet alemine zehir gibi düşmüştür.(bkz:tomaq)...ne mi yapar..? ne'ye mi yarar..? anlatayim;

sabah kalkar üstünüze çıkar ve miyavlamaya başlar;acıkmıştır karnı kaldırır sizi ,yemeğini yer,gelir bi iki cilveli oyun yapar sonra yatar uyur..boşuna dememişler kediler günün yarısından fazlasını uyuyarak geçirirler.. ki şu an ben karalarken fonda mırıltı var.. efendim ikindine doğru bi daha acıkır bi daha yemek yer..sonra pencerisine geçer dışarıyı izler..evde sinek varsa onun peşinde koşar..yakalar,parçalar,yutar.. gider bı sıçar..eşeler tuvaletini sonra gelir yine yatar..


bi de bizim evde halil var.ne mi yapar? ne'ye mi yarar? anlatayim;

ikindine doğru kalkar-idi dersaneye başlamadan önce..bu aralar sabahcı ama sabahı 10-11 arası..arkadaşları ona kendi aralarında ''öğlenci-öğrenci'' ismini taktılar..kahvaltıyı nadir yapar öğlene kadar dersaneye gider-gitmez..gelir bilgisayarı açar,bilgisayarı kapar,televizyonu açar,televizyonu kapar,buzdolabını açar,buzdolabını kapar,bi de bu hayattan bazen acayip gıcık kapar..işte ozaman der ki:''ulan ne güzel beaa şu kediye bak.ye-iç-sıç-yat...hayat bu işte bu...'' ve ozaman seslenir ona:''Psst Tomaq Ruhlarımızı Değişelim Mi.?''

bazen de gelir ki;bu hayattan hayat kapar.. ozaman da derki ''ulan iyi ki kedi falan değiliz anasını satiyim;sabahtan akşama kadar evde mırk mırk mırk.. ohh şöyle çıkıp bi gezelim günümüzü gün edelim heytt...''

işte böyle dengesizdir bu şahıs..belki de hayatın bu aşırı dengesidir onu böyle yapan.. tüm bu denge işlerinin arasında; ''hepimiz aslında pazardan alınmış; kanserojen siyah poşetlere girmeyi bekleyen bi kaç kilo hıyarız..'' der. ''teraziye konduğumuzda ne olduğumuz,kaça gittiğimiz çıkıyor ortaya.. '' şeklinde ekler.

velhasıl;bu işler nasıl işler..? bu işler garip işler..? bu işler mustafa topaloğluvari işler? bu işler acayip heyvanlara benzeyen işler..? fen'im iyi olmadığı için biyografi+otobiyografi kıvamında ufak bir hayat bilgisi dersi verdim.önümüzdeki hafta çekirdek aileyi işlemek dileyiğle..

Vespa in Palermo.

Benim pembiş kadar olmasa'da şehr-i pembe mantığıyla yapmış elemanlar.Sicilya'nın ağır abilerinin bunlarla konvoy yaptığını hayal ediyorum da..

Street Art #3

ufo & kid

Huzur Limonda.

Geçenlerde televizyonda dolaşırken gözüme bir dizi ilişti.Adı ''Limon Ağacı'' imiş.Neyse izledik biraz aşk meşk hikayeleri zengin çocuk fakir güzel kız ( yeni öğrendim kız 91'liymiş.ilginçtir ki 17 yaşına tekabül eder.) vs.. Asıl nokta dizideki oğlanın limon ağaçları içindeki ahşap evi.Bahçesinde hamağı,balkonundaki küçük saksıları,kuş cıvıltıları,buram buram fışkıran temiz hava ve huzur...Hele o bahçesindeki limon ağaçlarının altında kahvaltı sefası...! O ev benim olmalı dedim,aksi bir ihtiyar olduğumda ömrümün son anlarını oralarda geçirmeliyim dedim. Üstüne bir de Yıldız Asya'nın müziğini eklemişler,dinledim.İşte o an uçuşa geçtim..

Palermo Vetrina.

Sicilya'nın pembe incisi Palermo. ''Gansta'' takılan bu kardeşlerimize, gerek forma renklerinin şekerliği gerek amblemlerindeki kartal sebebiyle, daima sempati duymuşumdur.Bu sempatimi ileri götüren sebep ise ''Şehircilik'' kültürünü epey bir ileri götürmüş olmalarıdır. (blogu takip edenler ilerleyen postlarda ne demek istediğimi daha iyi anlayacak.)
Velhasıl bunu en güzel; Palermo City'de Palermo Store'un vitrininden çekilmiş bu fotoğraflar anlatır. Çubuklu formanın altında Catania'lı bir arkadaş ve pozisyon açık. (Catania ve Messina Sicilya'nın diğer takımlarıdır.Palermo-Catania rekabetinde Messina daha sönük kalmıştır.) Detaylar harika gerçekten. Arkadaki junior Palermo'lunun +18 durumları görmemesi için gözleri diğer büyük mankence kapatılmış. Kendi kendime yine sormadan edemeyeceğim:
-Bizde olsa böyle bir store vitrini n'olurdu acaba?

Oliver Pascal Nouma.

''O kadar kötü oynuyorlardı ki ; ya oyundan çıkacaktım ya da gidip takım arkadaşlarımdan birini dövecektim. Oyundan çıkmam en iyi yoldu.Bu yüzden gidip rakip takımın oyuncusuna vurdum ve oyundan bilerek atıldım.Tüm Beşiktaş taraftarından özür diliyorum.''
hem peydahlamış-hem tasarlamış: halildogan*
fu©k-copyright 2008-????